KAZKÖY HAKKINDA

Zonguldak Kazköy - July 2000


Kazköy, Muslu, Emirköy

Muslu Zonguldak merkez ilçeye bağlı, yaklaşık 4000 kişilik nufusuyla, büyük bir köy yada kasabadır. Zonguldak'ın karayolundan 17 km, demiryolundan 13 km doğusunda yer alır. Zonguldak-Hisarönü karayolu ve Zonguldak-Ankara demiryolu üzerinde, Çatalağzı'nın 3 km doğusundan başlayan 4 km kadar uzunluğunda bir alana (vadiye) kurulmuştur. Kazköy, Muslu ve Emirköy olmak üzere, 3 köyden (mahalleden) oluşur.

Emirköy Muslu'nun güneydoğusunda (Muslu'nun merkezinden 3 km kadar uzakta), orman içinde bir köydür; nufusu 150-200 kişi kadardır. Emirköy'den başlayan ve Muslu'da (eklentiler dolayısıyla) büyüyen dere Kazköy'ü geçip, Kazköy'ün batısındaki (Çatalağzı'ndan gelen) Karadere ile birleşerek denize dökülür.

Muslu'nun kendisi (Emirköy ve Kazköy hariç) Batı Muslu (Kazköy sınırı), Merkez (Tren durağı, ilkokulun olduğu yer.), Karşı Mahalle (Merkezin güneydoğusu, caminin olduğu yer.) Yukarı Muslu (Karayolundan Tepeköy mühitine ve demiryolundan Göbü tüneline kadar uzayan kısım. Tren durağının 500 metre doğusundan başlar.) mahallelerinden oluşur.

1992'de belediye olan Muslu'nun ana mahallerini en iyi tarif eden camileridir. Kazköy, Muslu ve Emirköy'de birer (toplam 3) cami vardır. Bu camiler, bulundukları köyün (mahallenin) adı ile anılır. Muslu'da ölen hiç bir Muslu'lunun cenaze namazı Kazköy camisinde kılınmaz, Kazköy'de ölen hiç bir Kazköy'lünün cenaze namazı Muslu'da kılınmaz. Kazköy'lüler Kazköy'ün güneyindeki Kazköy mezarlığına, Muslu'lular Muslu'nun doğusunda, Göbü tünelinin kenarındaki (Eski mezarlık Muslu camisinin yanında idi.) Muslu mezarlığına gömülürler.

Kazköy, Muslu ve Emirköy'den en eskisi Muslu'dur ve en son gelişen yerleşim merkezi Kazköy olmuştur. Muslu yöresinin denize açılan kısmı Kazköy olmakla birlikte, dağdan yürüyerek ve denizden ulaşılan Akcısu adlı, deniz suyunun temizliğiyle ve berraklığıyla ünlü küçük bir doğal plaj (sahil, kıyı) vardır. Bu plajda kayaların arasından sızan bir tatlı su kaynağı vardır. Akcısu'nun yanısıra, Kazköy sırtlarına denk gelen yerlerde birkaç küçük kıyı (plaj) daha vardır. Bunlara ancak denizden ve yürüyerek, tepelerden ulaşılabilmektedir. Muslu'nun Akcısu ile birlikte en ünlü diğer bir noktası, Tepeköy adı verilen, Göbü manzarasına hakim, köyün kuzeydoğusunun en yüksek noktasındaki açık alandır. Tepeköy'ün çok eskiden yerleşim merkezi olduğuna dair belirtiler (kalıntılar) vardır. 1990'lara kadar Tepeköy'de yerleşim olmamasına rağmen, 2000 yılına doğru (yasal veya yasadışı) olarak, korunması gereken bu alana, (tapulu veya tapusuz) bir kaç ev yapılmıştır. Tepeköy ileride sahip çıkılmazsa, Muslu'nun en çok talan edilecek yöresidir. (NOT: Tepeköy sadece bir alan adıdır; köy değildir.)

Muslu'da, Tepeköy dışında, dağ zirvesindeki en güzel piknik yeri olarak, Kazköy, Muslu ve Emirköy'ün güneydeki ortak noktası olan Yeğer kabul edilebilir. Tepeköy'den Kilimli'ye ve uzak güney istikametlerine kadar açık manzarası olan bu bölge piknik ve dağ gezisi için idealdir. Ancak, araba ile ulaşım mümkün değildir. Her ne kadar orman yolu yapılmış ise de, yağmur ve seller etkisiyle kullanışlı olmaktan çıkmıştır. Yeğer'e Kazköy'den Muslu'nun Karşı mahallesinden ve Emirköy'den çıkılır. Kazköy'den çıkıp, orman yolunu takip eden bir kişi, zirveye ulaştıktan sonra, 1 saat kadar yürüyerek, doğudan Emirköy'e inebilir. Yeğer'de keçi ve koyun güden Yusuf Bayraktar'ın (Kazköy'lü) izlerini (basit su çeşmesi ve çoban kulübesi) ve Muslu'ya giden su kaynaklarını görmek mümkündür. Kazköy2000 web sayfalarında Yeğer'den çekilmiş fotoğraflar da yer alır. Bu fotoğraflarda Kazköy ve arkasındaki Karadeniz (güneyden) ayrıntılı olarak görünmektedir.

Kazköy Muslu'nun batısında, Çatalağzı Termik Santralı'nın (1948 yılında) kurulmasından sonra hızla gelişmiş (ve gelişmesi 1980'lerde durmuş) bir köydür. Kazköy her ne kadar köy ise de, 1982 yılında Muslu belediyesi kurulana kadar, Muslu köyü muhtarlığına bağlı olduğu için, mahalle statüsünde idi. Yeni kurulan Çatalağzı Termik Santralı'nın hemen doğusunda, Çatalağzı'ndan gelen Karadere'nin denize döküldüğü yerden başlayan Kazköy, bu sınırdan 2 km kadar doğuda, Muslu olarak kabul edilen bir yerde sona erer. (Aydın sülalesinin yerleştiği yer veya açık hava sinemasının yani Çevik sinemasının kendisinin ve Fazlı Çevik'in evinin bulunduğu yer Muslu'nun batısı, İzzet Kabuk'un evinin yada Gönültaş sülalesinin evinin ve köyün trafosunun bulunduğu yer Kazköy'ün en doğusu yani sınırı kabul edilir.)

Kazköy Muslu'nun denize açılan bölgesidir. Çatalağzı kasabası ile Göbü köyü arasında yer alan Muslu'nun güneydoğu bölümü olan Emirköy sol boynuzun ucu, Çatalağzı'nın güneydoğusundaki Cumayanı köyü sağ boynuzun ucu kabul edilirse; Kazköy'ün bulunduğu yer, sırtından (kuzeyden) bakıldığında, öküzün iki boynuzunun arasındaki bölgeye karşılık gelir. Muslu ve Çatalağzı dar ve uzun bir vadinin iki ucudur ve Kazköy bu vadinin denize açılan bölümüdür. Kazköy Çatalağzı'ndan 3 km doğudadır ve Çatalağzı Termik Santralı'nın bulunduğu Işıkveren mühitinin doğu sınırından başlar; batıdan doğuya 2 km kadar yer kaplar.

Kazköy nufusu Muslu'nun toplam nufusunun %40-45'i kadardır. Kazköy halkının yarıdan çoğu Doğu Karadeniz (Trabzon, Rize, Giresun), Sinop, Kastamonu, Bartın taraflarından 1930'lardan itibaren göç etmiş, ama daha çok, 1948'den sonra göç etmiş ailelerden oluşur. Kazköy nufusunun kalan kısmı, büyük bir bölümü Muslu'dan olmak üzere, civar köylerden taşınmış ailelerdir.

Kazköy tren yolunda, KM 401 olarak işaretlenmiştir. Bu tren durağı ve kilometre işareti (tabelası), Kazköy'ün Ankara'dan 401 km mesafede olduğunu belirtir. (Ankara-Zonguldak demiryolu üzerinde.)

Kazköy, batısında Köprübaşı, güneybatısında Çayır, kuzeyinde veya kuzeybatısında Denizkenarı, merkezinde Kahveyanı (tren durağı), merkezinin hemen (bitişik) kuzeydoğusunda Yukarı Kazköy (Sokak) ve Kayabaşı, Muslu sınırında Trafo, merkezinin güneydoğusunda Karşı (mezarlığın doğusu), güneyinde Karşı (Karakestane, Üzümeyan) mahallelerinden oluşur.

Karşı mahalleler güneydeki dağ eteklerinde, Çayır, Köprübaşı ve Denizkenarı düzlükte, diğerleri kuzeydeki dağ (tepe) eteklerinde yer alır.

Kazköy'de 1 benzin istasyonu, 1 ilkokul, 1 cami, 7 kahvehane, 5 dükkan (bakkal, manav gibi) ve 1 kasap vardır. Bunu dışında belirgin bir (önemli) ticari yapı yoktur. Önceleri 1 fırın var iken, günümüzde, Muslu ve Çatalağzı fırınlarından temin edilen ekmekler satılmaktadır. Oflu'lara ait LPG tüpü satışının yanısıra, Çatalağzı'ndan gelen tüp arabaları da Kazköy'de LPG tüpünü sokak sokak dolaşarak satmaktadır. Zaman zaman, sebze ve basit mallar satan arabalar ve seyyar satıcılar Kazköy'ü dolaşır. Kazköy'de 4 yada 5 ailenin sandalı vardır. Bunlar küçük çaplı balıkçılık yaparlar. Eskiden, Kazköy sahillerinde (kıyının 50-100 metre kadar açığında), ağla kalkan ve barbunya avlanmasına karşın; günümüzde,kalkan ve barbunya mevcudu yok denecek kadar azdır. Bunun sebeplerinden biri de, dinamitle balık avlanmasıdır. Yine, 70'li yıllarda kofana, palamut ve çinakop avlanabilirken; günümüzde, istavrit (ve 100 metre'den açıkta mezgit) dışında avlanabilen balık sayısı azalmıştır. 2000 yılı itibarı ile Kazköy'deki otomobil sayısı (İstanbul'da ve yurt dışında çalışanlara ait olanlar hariç) 18-20 adet kadardır. Ayrıca, Kazköy'de oturanlara ait, 1 kamyon, 2 kamyonet, 8-10 küçük otobüs (midibüs) vardır. Kazköy'de ikamet eden ailelerdeki erkeklerin çoğu TTK, TEK, TCDD yada Belediye'de işçi, (Belediye hariç) bu kuruluşlardan emeklidir. Az sayıda kişi serbest ticari faaliyetle geçinir. TEK Çatalağzı termik Santralı'nda çalışanlar işe arabayla, bisikletler yada yürüyerek giderken; TTK'da (Çatalağzı yada Karadon'da) çalışanlar trenle, arabayla ve bisikletle gider. (Bundan 10 sene kadar önce en az 10 kişi işlerine bisikletle gidip gelirdi,. Şimdilerde, bunların bazıları emekli olmuştur. Kalanlar, kendisine ait otomobille işe gitmektedirler.) Hazır devlet işinde çalıma alışkanlığı dolayısıyla, Kazköy'de tarım ve hayvancılık gelişmemiştir. Genelde, sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve yan gelir olarak tarım (çiftçilik) yapanlar vardır. Bunlar sebze (fasulye, lahana, soğan, pırasa, domates, kıvırcık, patates, kocabakla, bezelye, salatalık gibi sebzeler), mısır, fındık ve çok rastlanan meyveleri (elma, armut, erik, incir, ayva, ceviz, kiraz) yetiştirirler. Az sayıda aile büyükbaş hayvan (inek, öküz) besler. Koyun ve keçi besleyen bir aile ve ayrıca bir tavuk çiftliği vardır.

Kazköy'de kestane, ceviz, kiraz, erik, incir, elma, armut, ayva, ıhlamur, töngel, yenidünya (malta eriği), karayemiş, vişne, şeftali, dut, kara üzüm ve fındık yetişir. Son yıllarda fındık tarlaları artmıştır. Nemli, yumuşak toprağı seven ve köklerini küçük su kaynaklarına (aklanlara) uzatması durumunda daha iyi gelişebilen fındık ağacı için, Kazköy arazileri çok uygundur. İyi bakılırsa, şeftalinin yanısıra, nar, hurma, portakal ve mandalina yetiştirilebilmektedir.

Kazköy dağı, ormanı, düzlüğü, deresi, tepesi, denizi, karayolu, trenyolu (ve tren durağı) olan, yolu iyi olmasa bile, kolay ulaşılan bir yerleşim merkezidir. Kazköy'ün güneyindeki dağlarda bol miktarda kestane ağacı vardır. Kestanenin yanısıra, çam, gürgen ve Karadeniz bölgesine özgü diğer ağaçlar ve çalılıklar (taflan, böğürtlen v.s.) boldur. Kazköy'ün güneyindeki ormanlar gürdür. Buna karşın, kuzeydeki tepe eteklerinde yer alan ormanlar çam ağacından oluşur. Çam ağacının yanısıra, küçük yabani ağaçlar ve çalılıklar yaygındır. (Kuzeydeki küçük dağ sırasında kestane ve gürgen gibi ağaçlar yoktur.) Kazköy'ün kuzeyindeki dağ sırasında ağaçların azlığı, toprağın sert olmasının yanısıra, odun kesimine ve daha çok (eski yıllarda) keçi beslenmesine bağlanabilir. Son yıllarda Kazköy civarındaki ormanlar artmıştır (daha da gürleşmiştir).

Kazköy (cami yanındaki) çeşmesiyle (suyuyla) ünlüdür. Işıkveren'de oturanlar ve Göbü'ye denize gidenlerden bazıları arabalarıyla geçtikleri Kazköy'de durup, bidonlarına Kazköy suyu doldururlar. Kazköy'ün ihtiyacı olan içme suyu güneydeki dağlardan süüzlen suyun toplandığı depolardan temin edilir. Bununla birlikte, düzlük kısımlarda, kuyu kazıldığında kolayca su çıktığı için, çok sayıda aile kuyu suyu kullanır. Denizkıyısına yakın yerlerdeki kuyulardan çıkan su hafif tuzludur. 1992'de belediye kurulduktan itibaren, Kazköy halkı yıkanmak, çamaşır ve bulaşık ihtiyacı için belediye şebeke suyunu kullanmaktadır. Buna rağmen, içmek için, güneydeki dağ eteklerinden taşınan (Fındıklı yada Karakestane mühitindeki depolardan Kazköy merkezindeki çeşmeye gelen) su tercih edilir.

Kazköy civarında oturanlar Kazköy sahiline, sandalı olanlar veya yürümeyi sevenler Akcısu'ya, arabası olanlar ve trenle gitmek isteyenler Göbü'ye, çok az bir kısmı bazen Türkali'ye ve Filyos'a denize (yüzmeye) gider. Yöredeki en uygun ve en çok rağbet gören büyük plaj, Muslu'nun doğusundaki Göbü köyünün sahili olan, Göbü plajıdır. Ancak, günübirlik gidip gelinir. Turistik tesis ve soyunma kulübeleri v.s. yoktur.

Kazköy halkı beyaz eşya ve mobilya alışverişini, genellikle, Işıkveren ve Çatalalağzı yöresindeki mağazalardan (taksitle) yapar. Pazar alışverişleri (genellikle) Çatalağzı'ndan yapılır. Zonguldak'a gezmek ve resmi işlemler yapmak (ve lise, üniversite eğititimi için) gidilir. Muslu-Zonguldak arasında hergün çok sayıda (küçük) otobüs çalışır. Ayrıca, günde bir kaç kez geçen banliyö treni ile (batıda) Zonguldak'a ve (doğuda) Filyos'a, Çaycuma'ya gidilebilir. Ekspres trenler Kazköy'de durmaz. Karabük ve Ankara'ya trenle seyahat edebilmek için, en azından, Işıkveren'deki tren istasyonu'na gitmek gerekir. Karayolundan Ankara, İstanbul, Bartın veya Karabük kentlerine otobüs, minibüs gidip gelmez. Bu maksatla, Çaycuma'ya yada Zonguldak'a geçmek gerekir.

Kazköy'e yada Muslu'ya İstanbul istikametinden gelmek isteyenlerin Zonguldak'a gelip, Zonguldak-Hisarönü yoluna (Kilimli istikametine) girmesi gerekir. Ankara'dan gelenlerin Çaycuma'ya, oradan Filyos'a (Hisarönü'ne) ve oradan Zonguldak istikametine (Yol Güzergahı: Sırasıyla, Hisarönü, Türkali, Göbü, Muslu, Kazköy, Işıkveren, Çatalağzı, Kilimli, İnağzı, Kapuz, Zonguldak) gitmesi gerekir. Kazköy'den Bartın ve Amasra'ya gidip, gelmek için (Kazköy'den Bartın İnkumu 75 km), Kazköy-Hisarönü-Saltukova-Bartın güzergahı takip edilir.

Kazköy'ün manzarası hariç, turistik ve tarihi önemi yoktur. Herhangi bir tarihi yapı (kalıntı) bulunmaz. Fakat, jeolojik yapısı ilginç olduğu için görülmek istenebilir. Kazköy'ün bulunduğu vadi (çayır, düzlük, ova) büyük bir ihtimalle, çok uzun yıllar önce deniz idi ve Kazköy civarında Çatalağzı ve Muslu'ya kadar mükemmel bir koy vardı. Zamanla dağlardan toprak kaydı, zemin yükseldi ve deniz geri çekildi. Günümüzde, Kazköy'de (Çayır mühitinde ve deniz kenarına yakın düzlüklerde) kuyu kazıldığı zaman, 1 metreden sonra toprak biter ve çakıl (temiz ve yuvarlak çakıl taşları) ortaya çıkar. Bu, Kazköy'de sürekli bir yeraltı su akışı olduğunu yada Kazköy'ün altının çok uzun yıllar önce deniz olduğunu gösterir.

Kazköy'ün güneyinde Dereköy (baraj yapılınca boşaltıldı), dağ arkasında, güneybatısında Cumayanı, (Kazköy'ün hemen bitişiğinde) güney batısında Kuzyaka köyü (Işıkveren'in karşısı) yer alır. Kazköy'ün güneyindeki dağların arkasında, aynı zamanda Göbü'nün güneybatısında yer alan Kurtköy bulunur. Kurtköy ile Kazköy arasında ve Gelik/Karadon bölgesi ile Kazköy arasında Kömür rezervleri olduğu söylenmektedir.

Deniz 10 metre yükselseydi, Kazköy'ün düzlükleri su altında kalacak olmasına rağmen, Kazköy civarı Türkiye'de mevcut en güzel koy olurdu. (Koyun batı ucu Çatalağzı'nın batısına kadar 5 km ve doğu ucu Emirköy'e kadar 4 km.)

Kazköy'de Spor, Politika, Sanat ve Eğlence

Kazköy'de spor denince akla sadece futbol gelir. Diğer sporlara atyarışı oynama merakı hariç ilgi gösterilmez. Kazköy'de futbol faaliyetleri Işıkspor'la birlikte (1950'lerde) başlamıştır. 1970'li yıllardan itibaren yapılan köy içi ve köyler arası turnuva maçları futbolun gelişmesini ve iyi futbolcular yetişmesini sağlamıştır. Kazköy'den yetişen futbolcuların çoğu, Kazköyspor kurulmadan önce, Işıkspor, Musluspor takımlarında, bazıları Kilimlispor, Çatalağzı Demirspor ve diğer yöre takımlarında oynamışlardır. Kazköy'de yetişen futbolcuların en başarılısı ve en ünlüsü, 1980'li ve 90'lı yıllarda, Kilimlispor, Göztepe, Altay, Kuşadasıspor, Zeytinburnuspor ve Zonguldakspor kulüplerinde profesyonel futbol oynamış olan Hüsnü Akın'dır. 1979 yılında Musluspor ve 1985 yılında Kazköyspor kurulmuştur. İki kulüp birbirinin rakibi olmuş; ancak, 1998 yılında Muslu Belediyespor adı altında birleşmişlerdir. (Daha ayrıntılı bilgi istiyorsanız, Kazköyspor'la ilgili web sayfalarına bakın.)

Kazköy'de politika bir çok yerdeki gibi, 1940'lı yılardan itibaren başlayan Demokrat Parti - Halk Partisi rekabetinden etkilenmiştir. Genel olarak, Muslu'lular Demokrat Parti, Adalet Partisi çizgisinde iken, 1980'li yıllara gelinceye kadar, Kazköy'de çoğunluk CHP yanlısı olmuştur. Muslu ve Emirköy'ün oy ağırlığı muhtarlık seçimlerinde Kazköy adaylarının kazanmasını önlemiştir. 1992 yılında Muslu belediye olunca, Kazköy mahalle (Cumhuriyet Mahallesi) muhtarlığı kurulmuş ve Arslan Tüylü Muhtar olmuştur. Arslan Tüylü'den önce Kazköy'den seçilmiş bir muhtar Kazköy'e ve Muslu'ya nasip olmamıştır. (En son Yılmaz Akın Muslu muhtar adayı iken, sağa oy veren Muslu'lular sağcı Yılmaz Akın'a değil, Muslu'lu ve solcu Ahmet Güneş'e oy vermiş; Kazköy'den sola oy verenler ise, Kazköy'lü Yılmaz Akın yerine, CHP'li Ahmet Güneş'e oy verince, Yılmaz Akın seçimi kaybetmişti.) 1992 yılında belediye referandumu az bir farkla lehte sonuçlanınca (Muslu'luların çoğu 'belediyeye evet' oyu kullanırken , Kazköy'lülerin çoğu yada yarısı 'hayır' oyu kullanmıştı.) Muslu Belediyesi kuruldu ve Zeki Poyraz Kazköy'deki CHP'lilerin (ozaman SHP idi) büyük desteği sonucunda (SHP adayı olarak) DYP adayı Turan Göktaş'ı geçip, Belediye Başkanı seçildi. Zeki Poyraz daha sonra yapılan 2 seçimi de kazandı. Ancak, en son, 1999'da yapılan seçimlerde, Kazköy (ve Fazilet partisi) adayı Zeki Gülser, (Kazköy destekli Muslu adayı, eski SHP'li yeni DYP'li) Zeki Poyraz'a karşı, sadece 11 oy farkla kaybetmişti. Bu seçimde hile yapıldığına ilişkin iddialar olmuştur. [ Daha sonra, 2003 yılında yapılan seçimleri AKP adayı ZEKİ GÜLSER kazandı. ]

Kazköy'de sanat ve sosyal faaliyetler için 'sıfıra sıfır elde var sıfır' denilebilir. Yörede en çok yapılan sanatlar, atyarışı oynama, dinamitle balık avlama ve hergün içki içip futbol maçı seyretme sanatlarıdır.

Kazköy'deki insan yapısı (erkekler) ya tarikatcı yada içkici şeklinde ikiye bölümüş gibidir. Camiye gidenler, 5 vakit namaz kılıp, içki içmeyen, kumar oynamayanlar; camiye gitmeyenler ise, hemen hemen hergün içenler ve sürekli at yarışı oynayanlardır. Bu tanıma uymayan kişiler, genelde, diğer ikisinden daha az faydalı tipler olup, hiç bir sosyal faaliyetleri, çabaları ve hobileri yok (OT) gibidir. Başkalarının problemleri ile de ilgilenmezler. (Her nekadar istisnalar var ise de, istisnalar kaideyi bozmaz.)

Eskiden (70'li yıllarda) Kazköy'de akşamları kahvehanelerde daha çok vakit geçirilirdi. Pişti, 66 gibi parasız kağıt oyunlarının yanısıra, konken (OKEY) ve domino oynanırdı. Kumar olarak, Yanık, Kılıç, Poker, 21 gibi oyunlar oynanır, zar atılırdı. Günümüzde kumar oynanmakla birlikte, akşamları kahvehanede durma alışkanlığı sona ermiştir. Bu durum, küçük aile yapısı ve (kendi evine kapanıp) TV seyretme alışkanlığından kaynaklanmaktadır. Buna rağmen, içki içen guruplar, birlikte TV'den futbol maçı seyrederek eğlenirler ve içmeyenlere kıyasla daha sosyaldırlar.

Kazköy'de maç seyretmek, içki içmek, kumar oynamak, denize gitmek (az sayıda balık avlayan kişi) dışında eğlence alışkanlıkları yaygın değildir. Hatta başka türlü eğlenme imkanı da pek yoktur. Hayat basit düşünen herkes için Kazköy'de daha basit ve sıradandır. Dolayısıyla, içki ve kumar yaygındır. Buna rağmen Kazköy (Muslu), Zonguldak civarının doğal ortamda keyifle yaşamaya en uygun bir kaç yerleşim merkezinden biridir.

Kazköy'de Yerleşimin Başlangıcı

Kesin olarak bilinmemekle birlikte, Kazköy'de yerleşimin Cumhuriyet döneminde, Zonguldak il olduktan sonra, madenlerde çalışmak için Zonguldak'a gelen Doğu Karadeniz kökenli birkaç ailenin yanısıra, daha önceden yerleşilmiş Muslu köyünün batısına taşınan Muslu'lular olduğu söylenebilir. Çatalağzı Termik Santralı'nın faaliyete geçtiği 1948 yılından önce Kazköy sadece bir kaç evden oluşuyordu ve o zamanlar Kazköy adını almamıştı. (1946 yılında Kazköy'ü batı istikametinden doğuya doğru gösteren fotoğrafa bakın.) 1950'lerden önce, muhtemelen, tren durağının olduğu yerde ve hemen doğusunda, dağ eteğinde bir kaç ev vardı. Bu evlerden biri de Kazköy'deki Mert sülalesinin dedesi, Trabzon kökenli 'Ağa dayı'ya aitti (Ağa dayı Zonguldak'a 1930'larda göç etmiş ve oradaki yerleri Muslu'lulardan satın almış olmalı !?) ve şimdi tren durağının bulunduğu Kahveyanı olarak bilinen mühitdeki birkaç ev onun sattığı araziye kuruldu. Yine, fotoğraftan görüleceği gibi, 1946 yılında, Kazköy'ün Köprübaşı, Çayır mühitlerinde ev yoktu, oralar tamamen tarla (Muslu'lu köylülere ait tarlalar) idi. Deniz tarafında sadece Oflu sülalesine (ailesine) ait bir (veya 2 ?) ev vardı.

Yukarıda da belirtildiği gibi, o zamanlar cazibesi olmadığı için Kazköy'de oturmayan Muslu'lular yani Kazköy'ün yerli halkı, Kazköy'e taşınmış olsa bile, Kazköy'ün doğusu ile Muslu arasında oturmayı tercih etti. Fakat, madenlerde çalışmak için göç edenlerle Çatalağzı Termik Santralı kurulduktan sonra göç edenler, önce Köprübaşı sonra Çayır ve Karşı Mahalle mühitlerini tercih etti. Kazköy'ün ilk uzak göçmenleri 1950'den önce Trabzon'dan göç eden Oflu, Mert ve Tan aileleridir. (Bu arada bir kaç aile yada kişi daha başka bir yerden göç etmiş olabilir.)

Elektriğin Kazköy-Muslu civarına ancak 1948'den sonra ve hatta bazı mühitlere 1970'den sonra geldiğini düşünürsek; köy halkının gazyağı lambası kullandığını kolayca tahmin ederiz. Doğal olarak, ihtiyaç duyulan gazyağı, Ekrem Oflu'ya ait olan ve Kazköy'ün Köprübaşı mühiti ile tren durağının tam ortasında kalan benzin istasyonundan temin ediliyordu.

Dolayısıyla, her ne kadar, bazıları Kazköy isminin küçük bir ova yada vadi yapısına sahip Çayır mühitine gelen kazlardan kaynaklandığını iddia etmiş ise de, Kazköy'ün adının Gaz Köyü yada Gazyağı Köyü tanımlamasından geldiğini kabul etmek daha doğru olur. Kazköy adının ilk zamanlarda sadece TTK (o zamanki adıyla E.K.İ.) ve ÇATES (Çatalağzı Termik Santralı) dökümanlarında kullanıldığı söylenebilir. Çünkü, resmi işlemlerde Çatalağzı kasabasının doğusu Muslu Köyü olarak belirtilmiş ve her zaman için (1992 yılında belediye kurulana kadar) Kazköy Muslu Köyü Muhtarlığı'na bağlı kalmıştır. Buna bir istisna olarak, Muslu'daki tren durağının yanısıra, batıdaki 2. tren durağına isim vermek isteyen TCDD (Devlet Demiryolları) işletmesinin durağı Kazköy (KM 401 - KAZKÖY) olarak adlandırması Kazköy için ilk resmi ad referansı kabul edilebilir. (Fakat, ilk kez hangi resmi işlemde yada kurumda Kazköy adının kullanıldığına dair, elimizde yeterli bilgi yok.)

Zonguldak-Ankara demiryolunun yanısıra, Zonguldak-Hisarönü (Filyos) sahil yolu Kazköy'den (Muslu'dan) geçer. Bu yol 1980'li yıllara kadar toprak yol iken, daha sonra asfalt olmuştur. (Eski) Çatalağzı Termik Santralı'nın buhar çevrimi için kullanılan su Kazköy deresinden (Bu dere Muslu'nun güneydoğusundaki Emirköy'den başlar, Kazköy'ün batısında Çatalağzı'ndan gelen Karadere ile birleşir ve Kazköy sahilinde denize dökülür.) temin edilmiştir. Bu maksatla, Kazköy'de şu anda kullanılmayan pompa istasyonu (Köprübaşı mühitinde) kurulmuştur. TTK'nın (Eski adı ile, E.K.İ.'nin) Çatalağzı kömür yıkama tesisinde (Çatalağzı Lauvar'ında) kullanılan su Kazköy'ün Çayır mühitindeki kuyulardan temin edilir ve oradan Çatalağzı'na pompalanır.

Kazköy'den temiz su almasına rağmen, Çatalağzı Lauvar'ı yıllar boyunca kömür atıklarıyla kapkara olan suyu Kazköy'den denize dökülen dereye boşaltmıştır. Çatalağzı'ndan gelen bu dere renginden dolayı Karadere olarak adlandırılır. Karadere'ye sadece Lauvar'ın değil, Çatalağzı, Kuzyaka ve ÇATES tesislerinin atık suları karıştığı için, Kazköy sahilinin batı tarafında denize girilemektedir. Son yıllarda, atık kömür (kömür tozları) önem kazandığı için ve çevre kirliliğini azaltma zorunluluğundan dolayı, TTK kömürlü suyu daha iyi süzdüğü için, Karadere eskisine kıyasla daha az kara akmaktadır.

Kazköy sahiline Karadere'nin yanısıra, Çatalağzı Termik Santralının soğutma suyu dökülür. Küçükağız'dan soğuk olarak emilen bu su bir beton kanal vasıtasıyla Kazköy'den denize verilirdi. Köyün gençleri santraldaki (buharı yoğuşturan) kondenserlerden geçip, ısınan bu suyun aktığı kanalda yüzerdi. Akıntının kuvvetli olması çok sayıda kişinin (en az 10 kişinin ) Kazköy sahilinde boğulmasına yol açmıştır. Yeni santralın atık soğutma suyu Karadere'ye verildiği için, günümüzde bu kanal kullanılmamaktadır.

Böyle bir geçmişe sahip Kazköy'ün geçmişi değil de, ismi 'kaz' çağrışımından dolayı, bazı köy sakinlerini rahatsız ettiği için, 'Arslanlar Köyü' gibi başka bir isimle değiştirilmek istenmiştir.(Arslanlar köyü ismi Ekrem Oflu'nun fikri idi.)

İsim değişikliği belediye kurulana kadar gerçekleştirilemedi. Belediye kurulduktan sonra, Kazköy mahallesinin adı, Cumhuriyet Mahallesi olarak değiştirildi. Ancak, pratikde, Kazköy adı kullanılmaya devam edilmektedir ve görüldüğü kadarıyla, Kazköy hep Kazköy olarak kalacaktır.

Yukarıda anlatıldığı gibi, Kazköy Muslu'nun batısında yer alan bir mahalledir. Kazköy halkı Muslu kökenli yerlisi ve çoğunluğu Doğu Karadeniz'den (Trabzon'dan, Rize'den, Giresundan), Ayancıktan, Bartından, Ulustan gelmiş göçmenlerden oluşmuştur. Kazköy'ün yerlisi ve dolayısıyla, Muslu'luların geçmişi ve neden geldiklerine ilişkin kesin bilgi olmamakla birlikte, Zonguldak'ın yada Bartın'ın denizden uzak uzak kısmından geldikleri söylenebilir. (Denizcilik gelenekleri yok, sahile değil, denizi görmeyen dağ diplerine yerleşmişler.) Bir iddiaya göre, Çingene kökenlidirler. Ancak, Muslu'nun yerlisinde herhangi bir Çingene (Roman) geleneği yada kültürü (Çingene'lere özgü yaşam biçimi ve alışkanlıklar ve şive) yoktur denebilir. Muslu'nun (Kazköy'ün) yerlisi Batı Karadeniz'de ve Ege bölgesinde konuşulan şiveyi kullanır. ('Gidiyorum, geliyorum' yerine 'gidiyom, geliyom' demek gibi.) Uzak yerleşim merkezlerinden göç edenlerin çocukları yerli kültürle uyum sağlamakla birlikte, zaman zaman farklı bir karakteristik yapı göstermektedirler. Buna karşın, Kazköy halkı kaynaşmıştır denebilir. Kaynaşmış olmasına rağmen, özellikle, Muslu kökenlilerle olan ilişkilerde ciddi boyutlara ulaşmayan yerli yabancı ayrımı olabilmektedir. Bu tür ayırımcılık, bazen, politik seçimlerde (muhtarlık, belediye başkanlığı gibi) yerli olanların yabancı kökenlilere (oy vermemesi için ciddi bir sebep olmadığı halde) oy vermemesi şeklinde kendini göstermektedir. Ama, bunda, göç edenlerin başarısını kıskanmanın yanısıra, yukarıda anlatıldığı gibi, göç edenlerin yerli halkı kandırarak elindeki değerli arazileri bedavaya (çok ucuza) kapmasının ve yerli insanlarla olan ilişkileri önemsemeyip ihmal etmesinin (yerli halkı küçümsemesinin) de payı vardır. Muslu-Kazköy rekabetinin en önemli sebebi yerli-yabancı (Kazköy'ün çoğunluğu Muslu dışından göç etmiştir.) soğukluğudur. Buna rağmen, yerli yabancı ayrımı, daha önce de belitildiği gibi, ciddi bir problem oluşturmamıştır.

Kazköy'e Yerleşen Aileler ve Bazı Ailelerin Geçmişi

Kazköy'ün nufusunun yaklaşık yarısı, 1930'lu yıllardan itibaren, Trabzon, Rize, Giresun, Bartın, Ulus, Ayancık gibi uzak yerleşim merkezlerinden göç eden ailelerden oluşur. Nufusun geri kalan kısmı, Muslu ve civar köylerden taşınarak veya (Muslu'dan) evlenerek yerleşenlerden oluşur. Maden ocaklarının yanısıra, 1948 yılında Çatalağzı Termik Santralı'nın faaliyete geçmesi, dışarıdan göçü hızlandırmıştır. İş imkanları dolayısıyla ve iş yerlerine yakın olduğu için Kazköy'e göç eden erkeklerin bazıları yerli halktan kızlarla evlenmiştir. Bu nedenle, Trabzon, Rize, Bartın, Ulus, Giresun gibi yerlerden göç edip gelenlerin çoğu yerli halka kaynaşmıştır ve bunların çocukları kendilerini köyün yerlisi kabul ederler.

Kazköy'e asıl büyük göç Çatalağzı Termik Santralı kurulduktan sonra (1980'li yıllara kadar devam edecek şekilde) başlamasına rağmen; 1930'lı yıllarda ve 40'lı yıllarda, maden ocaklarına (Çatalağzı'na) yakın olması dolayısıyla göç eden aileler de vardır. Kazköy'e ilk göç edenler arasında Trabzon kökenli Oflu, Mert ve Tan sülaleleri yer alır.

Oflu sülalesinin Kazköy'deki geçmişi Salih Oflu ve Mehmet Ali Oflu adlı iki kardeşin Of'dan (yürüyerek !?) gelmesine dayanır. Salih Oflu'nun uyanıklığı ile sermaye biriktirdiği, tuz çuvalı ve benzeri gıda maddeleri karşılığında Muslu'lu ailelerden deniz kıyısındaki yerleri satın aldığı ve satmayan bir ailenin yerini etrafını çevirerek satmaya zorladığı söylenmiştir. Bilinen o ki, Kazköy'de deniz kıyısında TTK'nun (E.K.İ'nin) iskelesi vardı. O zamanlar Kazköy'ün adı yoktu ve sahil 'Büyükağız' olarak adlandırılıyordu. (Işıkveren tarafındaki sahil Küçükağız olarak adlandırılmıştı.) Diğerine kıyasla büyük olan sahilden dolayı 'Büyükağız' olarak adlandırılmış sahilin karşısındaki arazi Oflu sülalesinin eline geçince, Oflu kardeşler deniz kıyısını değerlendirdi ve özellikle Salih Oflu kum ticareti yaparak önemli paralar kazandı. Salih Oflu öldükten sonra, oğlu olmadığı için, tüm arazisi damatlarına kaldı; ancak, onlar araziyi iyi değerlendiremediler. Bu nedenle, 70'li yıllardan sonra, arazi atıl kaldı ve köy ekonomisine ciddi bir katkısı olmadı. Buna karşın, Mehmet Ali Oflu'nun oğlu Ekrem Oflu benzin istasyonu (Petrolofisi) açtı ve bu işi onun çocukları devam ettirdi. Tahminen 1950'li yılların 2. yarısında açılan benzin istasyonu halen faaldir ve Ekrem Oflu'nun oğulları tarafından işletilmektedir. Bu kardeşlere ait petrol tankerinin üstünde üstünde 'Oflu Petrol' yazar.

Köye 1950'den önce göç etmiş Trabzon kökenli Mert sülalesi, Kazköy'ün Kahveyanı (tren durağının olduğu yerin adı) mühitinde dedeleri Ağa dayı'nın aldığı arazi ve yaptığı evle birlikte Kazköy'lü olmuştur. Ağa dayı köy merkezinin yanısıra, köyün kuzey ve batı kısımlarında da arsa sahibi idi. Yıllar sonra ona ait arsalar çocukları tarafından paylaşılmıştır. Buna rağmen, torunları, Ağa dayının zamanındaki (diğer insanlara kıyasla) pozisyonu kaybetmiş, göreceli olarak, fakirleşmişlerdir. Küçük yaşta, kahvehanede sobanın yanında otururken, soba üstünde ısıtılarak kurutulan dinamitin patması üzerine, elleri (bilekten) kopan, bir gözü kör olan Sefer Mert, Ağa dayının oğludur. Elleri olmamasına rağmen, mükemmel yazı yazan ve E.K.İ'de (katip olarak) çalışan Sefer Mert, emekli olduktan sonra, bakkal dükkanı açmıştı. Sefer Mert öldükten sonra, bakkal dükkanını kullanmaya devam eden oğlu Metin Mert Kazköy'de sportif ve politik faaliyetlerde önde gelen bir kişidir. Kazköyspor'un kurucularından ve DYP'nin Kazköy'deki üyelerinin önde gelenlerindendir. Muslu Belediyesi'nin encümen üyesidir. (Zaman zaman Belediye Başkan Vekili oldu.)

Mert sülalesinin yanısıra, Kazköy merkezde (1950'lerde) 2 hanesi olan Akın sülalesi (Ömer Akın ve Fazlı Akın) Trabzon (veya Rize ?) kökenlidir. Ömer Akın marangozdu ve Kazköy'de uzun yıllar boyunca doğramacılık işi yaptı. Evinin altında marangozhanesi vardı. Oğulları Recep Akın ve Remzi Akın köyün ünlü eski futbolcularındandırlar. Remzi Akın uzun yıllar boyunca sandalıyla balıkcılık yapmıştır. Köyden yetişmiş en ünlü ve başarılı futbolcu Hüsnü Akın Remzi Akın'ın oğludur. Fazlı Akın kahvehane işletmiş, hurda demir, agaç (kereste) v.s. ticareti yapmıştır. Fazlı Akın'ın oğullarından Fehmi Akın köyün eski ünlü futbolcularındandır ve Kazköyspor'un kurucularındandır. Fazlı Akın fötr şapkasıyla ve CHP aleyhinde ateşli politik sohbetleriyle hatırlanır. Fazlı Akın'ın 1970'li yıllardan itibaren sık sık aleyhinde konuştuğu CHP ve diğer solcularla ilgili olarak söylediği klişe sözler arasında "POK YİYENİN KOMONİSTLERİ" lafını sayabiliriz.

Hemen hemen fanatik Demokrat Parti taraftarı olan Akın sülalesinin yanısıra, Demokrat Parti'lilere karşı fanatik bir CHP taraftarı olan Yusuf Küçük (Laz Yusuf olarak hatırlanır) E.K.İ.'de bekçilikten emekli olmuştu. Kazköy'ün yukarı mahallesinde (sokak'ta) evi olan Yusuf Küçük Raif Bilgin'e ve Hilmi Tan'a ait kahvehanelerde Fazlı Akın kadar olmasa bile, eski yıllardaki CHP-DP mücadelesi üzerine anılarını anlatır ve DP'ye (ve AP'ye) karşı konuşurdu. Laz Yusuf belindeki tabancanın patlamasından dolayı dizinden sakatlandı. O kazadan itibaren ölene kadar bastonla dolaştı.

Kazköy'e ilk göç eden Doğu Karadeniz'liler arasında Trabzon Of kökenli Tan sülalesi de yer alır. Trabzon'un Of ilçesine bağlı (Of'un 5 km batısındaki) Soğukpınar (eski adı İvyan) köyünden İdris Reis'in 4 oğlundan biri olan Osman Tan 1930'lı yıllarda (veya 1940'lı yıllarda ?) Kazköy'e göç etti. Küçüağız (Işıkveren) mühitine ve/veya bugün Köprübaşı diye adlandırılan Büyükağız (Kazköy) mühitine yerleşti. Küçük kardeşi Ömer Tan Çatalağzı Termik Santralı inşaatında çalışmak üzere Kazköy'e geldi ancak sonradan Of'a geri döndü. Diğer kardeşlerinden Emin Tan E.K.İ.'de memur olarak işe girdi ve Karadon'daki lojmanlardan birine yerleşti. Ali Tan Kazköy Karşı Mahalle'ye (Karakestane mühitine, Üzümeyan'a) yerleşti. Ali Tan'ın, yürüyerek, 1 ayda Of'dan Zonguldak'a (Kazköy'e) geldiği söylenmiştir. Büyük kardeş Rıfat Tan balıkcı motoru (teknesi) ile Karadeniz sahillerinde balıkcılık yaptı, Zonguldak'a yerleşmedi, Of'a geri döndü. Rıfat Tan'ın oğlu Hilmi Tan Kazköy'e yerleşti. Osman Tan'ın kızkardeşi Fatma ve eşi Dursun Ali Müsellimoğlu 1955 yılında Ağa dayıdan satın alınan küçük bir yere ev yaparak Kazköy'e yerleştiler. Ev tamamlanana kadar, denizkenarında, Salih Oflu'nun eski evinde kiracı olarak oturdular. Dursun Ali Müsellimoğlu Trabzon'un Sürmene ilçesinin Hamandoz (Kumru) köyündendi. 1950'li yılların başında Zonguldak'a göç etti. Ereğli'nin (Ereğli-Zonguldak arasında) Armutcuk yöresindeki Kandilli'de fırında çalıştı. Fatma Müsellimoğlu'nun abisi Emin Tan'ın yardımıyla, E.K.İ. Çatalağzı Kömür Lauvar'ında (kömür bantında) işe girdi. Kazköy'e yerleştikten sonra evinin hemen yanındaki tren durağından bindiği trenle Çatalağzı'na işe gidip gelen Dursun Ali Müsellimoğlu, evinin arkasında (karayolu tarafında) küçük bir ayakkabı tamir dükkanı açtı ve 1974'e kadar dükkanında ayakkabı tamir etti. Bu nedenle, Kazköy'de Dursun Ali Müsellimoğlu'nu ayakkabı tamircisi olarak hatırlayanlar da vardır. Dursun Ali Müsellimoğlu Karşı Mahalle'de (Karakestane, Üzümeyan mühitinde), 1969 yılında Ali Faik Köse'den aldığı arazi üzerine yaptığı inşaatı 1974 yazında tamamladı ve Karşı Mahalle'ye taşındı. 1974'ün Aralık ayında öldü. Osman, Ali, Emin, Ömer ve Fatma Tan'ın (Fatma Müsellimoğlu'nun) babası İdris Reis 1933 yılında Of'da öldü. İdris Reis Malazgirt'ten Of'un İvyan (Soğukpınar) köyüne (1900'lü yılların başlarında) göç eden Feyzullahoğlulları'ndan Mehmet'in oğlu idi. 2 kardeşi daha vardı. Ölümüne Kardeşi Şakir'le kavga (döğüş) etmelerinin sonucunda hastalanmasının yol açtığı söylenmiştir. İdris Reis'in karısı Naile eşi öldükten ve çocukları Zonguldak'a taşındıktan sonra, Kazköy'e geldi ve 1960 yılında ölene kadar Kazköy'de yaşadı. Soyadı kanunu çıktıktan sonra, Bayram soyadını alan Tan sülalesi, kardeşlerden Emin Tan'ın soyadını Tan olarak değiştirmesini takiben, Tan soyadını aldı. Günümüzde, Kazköy'de Tan sülalesine (erkek tarafına) dahil 4 hane vardır. Biri Kazköy merkezinde, biri Köprübaşı mühitinde, diğer ikisi Karşı Mahalle mühitindedir. Ayrıca, Kazköy merkezinde (Kahveyanı'nda) kiraya verilmiş eski bir ev ile birlikte 5 hane Tan sülalesine ait kabul edilebilir.

Kazköy'de yaklaşık 20 aile yurtdışında işçi (ailesi) olarak çalışmıştır (bulunmuştur). Halen bunlardan 15 kadarı (kendileri veya çocukları) yurtdışında çalışmaya devam etmektedir (Bir aile Belçika'da diğerleri Almanya'da çalışıyor). İşçi olarak yurt dışında bulunanların yanısıra, Kazköy-Kuzyaka sınırında ikamet eden bir aileden 2 kişi, siyasi sığınma başvurusu yaparak gittikleri İsviçre'de yaşamaktadır. Bir kişi de (İlhan Güngör), Antalya'da tanıştığı Alman kadınla evlenerek, (babasının emekli olmasında sonra kesin dönüş yaptıları Türkiye'den) Almanya'ya geri dönmüştür. Kazköy'den yurtdışına gidenler veya yurtdışında doğup orada kalanlar arasında, Ferudun Akın ayrı bir yer tutar. Almanya'dan kesin dönüş yapan Yılmaz Akın'ın oğlu Ferudun Akın çok iyi İngilizce ve Almanca konuşması, üniversite eğitimi almış olması ve Alman toplumuna uyum sağlamış dolayısıyla, diğerlerinden ayrılır. Almanya doğumlu olmasına rağmen, Türkçe'yi de çok iyi konuşan Ferudun Akın Almanya'da bir Alman gibi yetişmiştir. Ferudun Akın Motorola firmasında çalışmaktadır.

Kazköy'de ikamet eden ailelerden (sülalelerden) bazıları:

Oflu sülalesi, Trabzon kökenli, erkek tarafı 4 hane, kız tarafı (Karaarslan, Deniz, Tömbek, Çakır sülalesi), 4-5 hane. Mert sülalesi, Trabzon kökenli, 3 hane. Akın sülalesi, Trabzon (Rize) kökenli, 5-6 hane. Tan sülalesi, Trabzon kökenli, 4-5 hane. Bilgin sülalesi, yerli, 10-11 hane. Arslankaya sülalesi, yerli, 8-9 hane. Ünlü sülalesi, Ulus kökenli, 2 hane. Güngör sülalesi, yerli, 6-7 hane. Fidan sülalesi, yerli, 6-7 hane. Sarı sülalesi, yerli, 3 hane. Şahin sülalesi, Giresun kökenli, 1 hane. Akkoyun sülalesi, Giresun kökenli 1 hane, Özdemir Sülalesi, Köprübaşı, 2 hane. Arslan sülalesi, Köprübaşı, 1 hane. Arslan sülalesi, Trabzon (Maçka) kökenli, 2 hane. Çakır sülalesi, Rize kökenli, 1 hane. Küçük sülalesi, Trabzon (Rize) kökenli, 3 hane. Tamer sülalesi, yerli, 7-8 hane. Enginçöl sülalesi, yerli, 5-6 hane. Gönültaş sülalesi, yerli, 4-5 hane. İyican sülalesi, Mezarlık önü (Muslu'dan), 1 hane. Akduman sülalesi, yerli, 2 hane. Adıyaman sülalesi, yerli, 1-2 hane. Başoğlu sülalesi, yerli, 1 hane. Aydın sülalesi, yerli, 2 hane. Tüylü sülalesi, Rize kökenli, 3 hane. Balcı sülalesi, Köprübaşı, Rize kökenli, 1 hane. Yalçınkaya sülalesi, Ayancık, 2 hane. Kabadayı sülalesi, yerli, 5 hane. Güvendi sülalesi, Köprübaşı-Çayır, 2-3 hane. Demir sülalesi (Hüseyin, Dursun, Muzaffer Demir), yerli, 3 hane. Demir sülalesi (Halit, Hüseyin Demir), yerli, 2 hane. Çetiz sülalesi, Köprübaşı, 1 hane. Alpak sülalesi, Alpak Çiftliği, Rize kökenli, 1 hane. Adıgüzel sülalesi, yerli, 1 hane. Güney sülalesi, Bartın kökenli, 1 hane. Açıkgöz sülalesi, yerli, 2 hane. Köse sülalesi, yerli, 3 hane. Keskin sülalesi, yerli, 1 hane. Sarı sülalesi (Hasan, Hüseyin Sarı), yerli, 1-2 hane. Memiş sülalesi, yerli, 1 hane. Yeşilbaş sülalesi, yerli (Rize kökenli ?), 1 hane. Korkmaz sülalesi, yerli, 1 hane. Durmuş sülalesi, yerli, 1hane. Kabuk sülalesi, Tosya kökenli, 1 hane. İpcioğlu sülalesi, Köprübaşı-Çayır, 3 hane. Bayraktar sülalesi, Bayraktar Çiftliği, 1-2 hane. Salındırma sülalesi (Caminin minaresini yapan rahmetli Hüsnü Salındırma'nın evi), Köprübaşı, 1 hane. Demir sülalesi, Çayır (Kuzyaka sınırı), 1 hane. Acar sülalesi, Çayır (Kuzyaka sınırı), 1 hane. Poyraz sülalesi (Zeki Poyraz), Çayır (Yerli, Muslu'dan), 1 hane.

Yukarıda belirtilenler dışında, genellikle, 1 sülale, 1 hane olarak, 20-30 hane daha Kazköy'e eklenebilir. Sıralama yapılırken, 2 yada 3 katlı hatta 4 katlı binalar dahi tek hane kabul edilmiştir. Kazköy'de binaların çoğu 2 katlı olduğundan, yaklaşık 300-350 ev (aile, tek kat bir aile hesabına göre) vardır denebilir. Her aile ortalama 5-6 kişi ise, Kazköy'ün nufusunun 1500-1800 kişi olduğu söylenebilir.

Not: Bazı ailelerde eşlerden biri (köken olarak) köyün yerlisidir. Fakat, erkek tarafına göre köken belirtilmiştir. Yerli olarak belirtilenler erkek tarafı Kazköy-Muslu civarından olanlardır.

Erdoğan Tan - 27 Ağustos 2000 - 24 Ocak 2004 - 11 Ocak 2006

KAZKÖY HAKKINDA - Kazköy'ün yeri, kuruluşu, gelişimi ve Kazköy'le ilgili diğer bilgiler.

Giriş Sayfası Zonguldak

Kazköy Resimleri

Kazköyspor